işyerimi ziyaretiyle başladı herşey.
Yanında da minik oğlu Arda...
Sevimli mi sevimli yerden bitme bişey.
Hoş beş sohbet falan derken bizim Ardacığın karnı acıkmış.
"Anne, bana et al,Anne bana et al!! ısrarlarına dayanamayıp öğle yemeğini dışarıda yemeye karar verdik.
Hem de bizim şu meşhur "Deli Memet " de.
Yol üzerinde üzerinde ufak bir mağazaya uğrayalım dedik.
Hay uğramaz olsaydık.
Biz etrafta kıyafet bakınırken minik Arda da kendince şımarıp ortalıkta koşuşturuyordu.
İki arkadaş alışverişie o kadar dalmışız ki "patttt" diye gelen sesle irkildik.
Arda yerde, kocaman bir manken yerde.
O an elimiz ayağımız tutuldu sanki.
Arda'nın başından gelen kanla korkumuz bir kat daha arttı.
Bizim paniğimizden Arda daha da korktu.
Ne yapacağımızı bilemeden Arda'yı kapıp en yakın hastaneye koşturduk.Yapılan muayene sonrası bir şeyinin olmadığını söyleseler de biz emin olmak için film çektirdik.Sonuçlarına bakan doktorun da "merak edecek bir şey yok,ufak bir sıyrık "demesiyle rahat bir nefes aldık.
Olay sonrası okadar rahatlamışız ki; Arda'nın başındaki bandajı soranlara
"üzerine manken düştü!" diyerek tebessümle dalga geçtik .
İçimize dert olmasın diyerek, hastane sonrası Arda'yı alıp Deli Memet'e götürüp et yedirdik tıka basa.Bu arada 1 saatte içinde neler yaşadığımıza neşeyle gülerek.
Şunu anladım ki;
ne kadar dikkat edersek edelim çocuklarımıza
kazanın nerden ve nasıl geleceği hiç belli olmuyor.
0 yıldız parladı:
Yorum Gönder